‘Bunca yanlışın hesabını nasıl vereceksiniz?’

Saadet Partisi (SP) İl Başkanlığı, Kasım ayı divan toplantısı düzenledi. Toplantıya SP Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Cemil Işıksoy da katıldı. SP İl Başkanı Kadir Yalçın, toplantıda yaptığı konuşmada iktidarı eleştirerek; "Değerlerimizi birkaç oy uğruna istismar ediyorsunuz. Dış politikada oradan oraya savruluyor; sembolik fotoğraflarla 'dünya lideri' imajı oluşturmaya çabalıyorsunuz. Sizin tüm bu yalpalamalarınızı, milletimizin vicdanına havale ediyoruz. Önümüzdeki seçimlerde sandık önünde tüm bunların hesabını milletimiz soracaktır” ifadelerine yer verdi.

Saadet Partisi (SP) İl Başkanlığı, Kasım ayı divan toplantısı düzenledi. Toplantıya SP Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Cemil Işıksoy da katıldı. SP İl Başkanı Kadir Yalçın, toplantıda yaptığı konuşmada iktidarı eleştirerek; "Değerlerimizi birkaç oy uğruna istismar ediyorsunuz. Dış politikada oradan oraya savruluyor; sembolik fotoğraflarla 'dünya lideri' imajı oluşturmaya çabalıyorsunuz. Sizin tüm bu yalpalamalarınızı, milletimizin vicdanına havale ediyoruz. Önümüzdeki seçimlerde sandık önünde tüm bunların hesabını milletimiz soracaktır” ifadelerine yer verdi.

YALÇIN; “DEVLET, DEVLETTİR! HÜKÜMET, HÜKÜMETTİR! TERÖR DE TERÖRDÜR!”

Düzce’de yaşanan deprem dolayısıyla geçmiş olsun dileklerini ileten İl Başkanı Yalçın, şunları kaydetti; “Son günlerde maalesef, hain terör saldırıları yüreğimizi yakmaya devam ediyor. Gaziantep'in Karkamış ilçesine hain terör örgütü tarafından alçakça düzenlenen roket saldırısında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Terörle mücadele operasyonlarında Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve diğer tüm güvenlik güçlerimize muvaffakiyetler diliyorum. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum; terör ve siyasi kazanç asla bir araya gelemeyecek iki mefhumdur. Terörün ve terörle mücadelenin ırkı, dini, mezhebi ve siyasi parti farklılığı olmaz, olamaz. Nasıl ki terör hepimizi hedef alıyorsa, terörle mücadele de hepimizin ortak mücadelesidir. Terör ve terörle mücadele üzerinden toplumumuzu kutuplaştırmak isteyen çevrelere sesleniyorum; aklınızı başınıza alın. Hiç kimse patlayan bombalar, yitirilen canlar ve Mehmetçiklerin mücadelesi üzerinden siyasi hesap yapmaya kalkmasın. Biz benzer senaryoları defalarca tecrübe etmiş bir milletiz. Bugüne kadar ne teröre boyun eğdik ne de terör üzerinden siyasi hesap yapanlara prim verdik. Herkes şunu bilmelidir: Devlet devlettir, hükümet hükümettir, terör de, terördür. Bunu söylerken, neyi kastettiğim de çok net anlaşılmıştır diye düşünüyorum. Devlet, hepimizin devletidir. Terör 85 milyon insanımızı hedef alıyor ve hep birlikte lanetliyoruz. Hükümet ise, yanlışıyla doğrusuyla sandık önünde millete hesap verecektir. Terörle mücadele ise, bir siyasi partinin değil, ülke ve millet olarak hepimizin uhdesindedir. Artık bu ayrımları herkes çok iyi idrak etmeli, sapla samanı kimse birbirine karıştırmamalıdır. Bir kez daha uyarıyorum, terör ve terörle mücadele ile siyasetin S'si dahi yan yana gelmemelidir.”

“SINIRLARIMIZIN GÜVENLİĞİ DİKENLİ TELLERDEN ZİYADE, ŞAHSİYETLİ BİR DIŞ POLİTİKA İLE SAĞLANABİLİR”

Sınır güvenliğine dikkat çeken Kadir Yalçın; “Terörle mücadele diğer tüm alanlarda atılacak adımlarla yakından ilgilidir. Terörle mücadele; adalet, eğitim, ekonomi gibi başlıklardan bağımsız düşünülemez. Ancak terörle mücadele söz konusu olunca dış politika, bunların hepsinden öncelikli ve önemlidir. Yıllar evvel dış politikada atılan ve önemsizmiş gibi görülen küçük bir yanlış adım, bugünün terörünü tetikleyecek büyük gelişmelere sebebiyet verir. Dost ve düşman tanımını iyi yapamayanların zikzakları, bugün hala bu ülkede terörü konuşturur. Sınırlarımızın güvenliği dikenli tellerden ziyade, şahsiyetli bir dış politika ile sağlanabilir. Irak'ta, ABD savaş uçaklarının yaptığı binlerce sorti, Afganistan'da dökülen kanlar ve Suriye'nin tarumar edilmesi; bugünkü terörle mücadelemizden bağımsız konular değildir. Birileri anlamak istemese de, dilimizde tüy bitene kadar anlatacağız; Büyük Ortadoğu Projesi'nin amaç ve hedeflerini, ortaklarını, politikalarını ve buna çanak tutanları anlamadan, bugünkü gelişmeleri sağlıklı okumak mümkün değildir” ifadelerine yer verdi.

"BİZ HAKLI ÇIKMAKTAN YORULDUK, SİZ YANILMAKTAN VE YANILTMAKTAN YORULMADINIZ"

İl Başkanı Yalçın, şöyle devam etti; “Merhum Demirel'le özdeşleşen bir söz vardır hani; ‘Dün dündür, bugün bugündür.' Erdoğan'la birlikte dün ve bugün arasındaki makas siyasette öylesine açıldı ki, hangi tarihi milat kabul edeceğiz; insan doğrusu şaşırıyor. Adeta 'bir saat önce bir saat öncedir, şimdi şimdidir' cümlesiyle siyaset yapar hale geldiler. Artık 'U dönüşü' demek yetersiz kalıyor, 'Erdoğan dönüşü' tabiri lûgatle siyasi literatüre girdi bile. Daha vahim olan ise; tüm bunları 'devlet yönetiyoruz' kılıfıyla aklamaya çalışıyorlar. Bugün devlet yönetiyorsunuz madem, peki o zaman dün ne yapıyordunuz? Değdi mi bunca acıya? Değdi mi milyonlarca Müslüman’ın katledilmesine? Değdi mi milyonlarca insanın evini, barkını terk etmek zorunda kalışına? Değdi mi biz sizi ta o zaman uyarırken, sarf ettiğiniz o çirkin hakaretlere? Biz Muhammed Mursi'yi ve şehit Esma kızımızı unutmadık, unutmayacağız. Biz haklı çıkmaktan yorulduk, siz yanılmaktan ve yanıltmaktan yorulmadınız. Rabia selamınızı, 'Sisi mi, Binali Yıldırım mı' cümlelerinizi ne yapacağız, nasıl değerlendireceğiz şimdi, hadi buyurun siz söyleyin. Elbette normalleşmek, dış politikada diyalog zeminini kaybetmemek doğru olandır, biz hep bunu söyledik. Biz bunları söyleyince, biz 'bölge ülkeleri ve İslam ülkeleri kendi aralarında meselelerini çözmeli, Moskova ve Washington'a bırakmamalı' dedikçe; en ağır ithamlarda bulunanlar siz değil miydiniz? İnanın; 'Biz demiştik, biz yine haklı çıktık' cümlelerini kurmak istemiyoruz, haklı çıkmaktan biz yorulduk; fakat yanılmaktan, yanıltmaktan siz yorulmadınız. ‘Görüşüyorum, alkışlayın!’, 'Asla görüşmem, alkışlayın' aymazlığınızdan, şımarıklığınızdan hem içeride hem dışarıda sergilediğiniz bu ikiyüzlü siyasetten ise bıktık, usandık artık. Bir devlet böyle yönetilmez. Türkiye gibi büyük ve önemli bir ülke böylesine hoyratça idare edilmez. Nasıl vereceksiniz bunca masumun, bunca yanlışın hesabını?”

"BİRİLERİ RAHATSIZ OLSA DA HAKİKATLERİ DİLE GETİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

“Ekonomide duvara tosluyorsunuz; sonra bahane üstüne bahane üretiyorsunuz. Adaleti yerle bir ediyorsunuz; görmezden gelelim istiyorsunuz. Eğitimi ve sağlığı bir keşmekeşin içine sokuyorsunuz; 'çağ atladık' yalanlarıyla üstünü örtmeye çalışıyorsunuz. Ahlaki ve manevi değerlerimizi hiç olmadığı kadar yozlaştırıyor; üstüne üstlük bir de değerlerimizi birkaç oy uğruna istismar ediyorsunuz. Dış politikada oradan oraya savruluyor; bir de kalkıp algıyla, boyla, posla, sembolik fotoğraflarla 'dünya lideri' imajı oluşturmaya çabalıyorsunuz. Artık size söyleyecek bir sözümüz kalmadı bizim. Sizin tüm bu yalpalamalarımızı milletimizin vicdanına havale ediyoruz. Önümüzdeki seçimlerde sandık önünde tüm bunların hesabını milletimiz soracaktır, ancak Allah'ın huzurunda, hesap gününde ne yaparsınız; onu da bilmem, ancak şimdiden başınızı iki elinizin arasına alıp düşünseniz, iyi edersiniz.”

"BİR ÜLKENİN GELECEĞİNE VERDİĞİ DEĞER, ÖĞRETMENİNE VERDİĞİ DEĞERDEN ANLAŞILIR"

24 Kasım Öğretmenler Günü'nü de kutlayan Kadir Yalçın; “Geleceğimizi inşa eden, çocuklarımıza ışık, bizlere ise umut olan, her şartta görevlerini hakkıyla yerine getiren tüm öğretmenlerimizin, hayalleri için yıllardır çalışmasına rağmen atanamayan, atandığı halde aldığı ücretle geçinemeyen öğretmenlerin, çoğu asgari ücret standartlarının altında çalışan ücretli öğretmenlerin ve asgari ücrete mahkum edilen özel okul öğretmenlerinin, beraat ettiği halde görevine iade edilmeyen KHK mağduru öğretmenlerin ve tabi ki terör örgütü tarafından aramızdan koparılan Aybüke Yalçın ve Necmettin Yılmaz, İstanbul’daki terör saldırısında hayatını kaybeden Arzu Özsoy ve son olarak Gaziantep’teki saldırıda hayatını kaybeden Ayşenur Alkan gibi şehadete uğurladığımız tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü'nü kutluyorum. Yetiştirdikleri öğrencilerin gözünde ışıkla umut dolu olması gereken öğretmenlerimiz, ne yazık ki derin bir hayal kırıklığıyla yorgun haldeler. Çünkü öğretmenlerimiz geçinemiyorlar. En düşük öğretmen maaşı 9 bin lira civarında ortalama ücret ise 12 bin lira civarında. Buna mukabil, açlık sınırı 7 bin 425 lira… Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti 9 bin 705 lira yoksulluk sınırı ise 24 bin lira. Bu şartlar altında hangi öğretmen öğrencilerine eskiden olduğu gibi okuyup meslek sahibi olmalarını öğütleyebilir?, Hangi öğretmen öğrencilerine gelecek adına umut verebilir? İşte son şehit öğretmenimiz Ayşenur Alkan, ücretli öğretmenlik yapıyordu. Arkadaşı ona 'ilçede göreve başlama, aldığın para yola gidecek' deyince; 'KPSS kitaplarını alacak param yok, ailemin durumunu biliyorsun' diyor. Kitap alabilmek için bu zahmete katlanmak mecburiyetinde kalmış bir öğretmenden bahsediyoruz. Bir ülkenin geleceğine verdiği değer, öğretmenine verdiği değerden anlaşılır. Büyükşehirler ise artık adeta sürgün yeri. Kimse büyükşehirlerde öğretmen olmak istemiyor.Nasıl istesin ki! Kira ortalamaları, memur maaşının yarısından fazlasına tekabül ediyor artık. Öğretmenler kiraya, faturalara, mutfak masraflarına anca yetişiyorlar. Ne günlük aktivite ne de kültürel bir etkinlik imkanları yok. Bir ülkenin gençlerine ve geleceğine verdiği değer, öğretmenine verdiği değerden anlaşılır. Maalesef ne mali olarak ne de özlük olarak öğretmenlerimiz hak ettiği değeri göremiyorlar” ifadelerine yer verdi.

“100 BİNİ AŞAN ÖZEL OKUL ÖĞRETMENİNİ GÖRMEZDEN GELİYORLAR”

Öğretmenlik Meslek Kanunu'na da değinen Yalçın; “Öğretmenler yıllarca bunu beklediler. Ama hükümetin sunduğu şey, öğretmenleri kendi mesleklerine daha da küstüren bir sistem oldu.7354 sayılı 'Öğretmenlik Meslek Kanunu' daha işin başında kadük kaldı. Ne yazık ve hazindir ki; kanun teklifinin içeriğinde birçok konuya dair hüküm yokken, düzenlenen konulara ilişkin hükümler ise hem eski hem de eksik. Meslek Kanunu olarak isimlendirilen kanun teklifinde; öğretmenliğe, mesleğe, mesleğin gereklerine, öğretmen yetiştirme süreçlerine, kariyer basamaklarına, öğretmenlerin mali, sosyal ve özlük haklarına, atama ve yer değiştirme kurallarına, ödül ve disiplin uygulamalarına, eğitim yöneticiliği konumuna ve teşvik kurgularına yönelik bütüncül çerçeve oluşturan bir yasal düzenleme niteliği yok. Bu kanun teklifi; öğretmenliğe saygıyı ve talebi artırmak bir tarafa, öğretmenlerin kaygısını ve derdini artırmıştır. Çünkü; Öğretmenlik Meslek Kanunu adı altında, öğretmenlik mesleğine yönelik kapsamlı bir ayrımcılık üretiliyor. Çünkü bu Meslek Kanunu’nda öğretmenlik mesleği yapanlar değil, devlet memuru olarak görev yapan öğretmenler esas alınıyor. Yani hükümet, sayıları 100 bini aşan özel okul öğretmenini görmezden gelerek, onların yaptığı işi öğretmenlik olarak kabul etmiyor ne yazık ki” diye konuştu.

“SINAV KALKMALI, KARİYER KIDEME BAĞLANMALIDIR”

Kariyer Sınavı ile öğretmenlerin itibarsızlaştırıldığını kaydeden Kadir Yalçın; “Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de yıllarca okumuş, mesleğini kazanmış öğretmenlere talebe muamelesi yapılıyor. Kariyer sınavı adı altında öğretmenler itibarsızlaştırılıyor. Öğretmenleri sanki yeterliliğe sahip değillermiş gibi kariyer sınavlarına mecbur bırakan bir sistem ile eğitimin hangi sorununu çözmeyi düşünüyorsunuz? Yıllarca öğretmenliği yapacağı alan hakkında ihtisas görüp, bir de bunun üzerine formasyon alan öğretmenlerin bilgisini nasıl testlerle, sınavlarla ölçmeye çalışacaksınız? Peki, yıllardır o sıralarda yüzlerce öğrenci yetiştiren emektarların tecrübesini nasıl ölçeceksiniz? Öğretmenlerimiz çocuklarımızı ve gençlerimizi hayata hazırlamak yerine, kariyer için sınava hazırlanmak baskısına maruz bırakılıyor. Öğretmenlik kariyer basamakları kanunu ve sınavı, AK Parti’nin '-mış gibi yapmak' icraatlarına bir yenisi eklemiştir. Kariyer hakkı vermiş gibi, meslek kanunu çıkarmış gibi, kariyer sınavı yapmış gibi dışında bir tutum söz konusu değildir. Saadet İktidarının İcraat cümleleri sözde kariyer sınavı, her yönüyle kamu zararı üretmekten başka bir işlev görmemiştir. Hazırlanan sorulara, harcanan paralara ve öğretmenin emeğine, hepsinden öte öğretmenin saygınlığına ve değerine zarar vermekten başka bir iş yapılmamıştır. Bütün bunlardan bir ders çıkarılması gerekir. Kanun öğretmenlerin beklentileri ve talepleri ile sendikaların teklifleri doğrultusunda düzenlenmelidir. Sınav kalkmalı, kariyer kıdeme bağlanmalıdır. Kariyer kaynaklı ödeme miktarı hem artırılmalı hem de emekliliğe yansıtılmalıdır. Son olarak belirtmek isterim ki; bu cümleler AK Parti iktidarından talep cümleleri değil, Saadet iktidarının icraat cümleleridir” dedi. (CNGHaber)